6 Eylül 2017 Çarşamba

BİR POPO, KEMİKLERİ SIZLAYAN FİLOZOF VE YANLIŞ ERKEKLER...

Bu yazı yanlış erkeklere meyil vermiş tüm yandaşlarıma adanmıştır. Kızlar güzel günler yakındır yeter ki doğru adamları seçelim :)))) Niye mi? Buyur oku...

Geçen gün Instagram'da bir popo gördüm. Hıhı evet evet popo bildiğimiz popo... Efendim popoyla karşılaşmamız şöyle gelişti.

Kırmızı bikini altı-filozof kombinli bir fotoğraf gördüm. Sadece popo yani en azından ilk görüşte popo zira direk popoya ve altında, sözü paylaşıldığı için, kemikleri sızlayan filozofun deyişine çakılı kaldım.


 Ben bir lafa bakarım bir de söyleyene derler ya. İşte bir lafa bakıyorsunuz bir de onun yazıldığı popoya o derece...

17 Ağustos 2017 Perşembe

Biz İyiyiz Aysun Abla Sen Nasılsın? 17/08/1999

Bir ahşap parçasına , o kıyamet dekorunda nereden bulunduğunu şiddetle merak ettiğim bir beyaz tebeşirle yazılmış  "Biz iyiyiz. Aysun" notu beni 17 Ağustos görselleri içinde en derinden yaralayan fotoğraflardandı. 


4 Ağustos 2017 Cuma

TEMMUZ AYI OKUMA LİSTEM

Şu an size en moralsiz en sevimsiz en mutsuz kitap yazımı yazıyorum. Temmuzda sadece 3 kitap okuyabildim ama mutsuzluk sebebim bu değil. Mayıstan beri yaşadıklarım ziyadesiyle sıkıntılı süreç...


Mayısta üzüntüden ölmediysem herhalde hiç ölmem diye düşünürken şimdi de henüz tanısı %100 kesinleşmemiş bir sorunum olduğunu öğrendim. Aman ne hoş! Bu sorun kesinleşmediği için kaale almayıp hayatıma devam edeyim dedim ama hayat da her gün ayrı sürpriz yapıyor be kardeşim. Siz de benim gibi misiniz? Bir şey netleşip onaylanana dek hayatın odağına koymuyorum onu. Tabii zor aslında ama bunu başarabilirseniz hayat daha kolay ilerliyor. 



Uzun lafın kısası pılımı pırtımı bir kenara atıp eylül de geçene kadar uyumak istiyorum ama bu kez de ben uyurken ev yanar da içinde ben de küllere karışırım diye endişeliyim :)))))) O da olursa şaşırmam neticede mayıs ayından beri tarafıma atfedilen bahta binaen şunu rahatlıkla kaleme alabilirim "Çölde gezsem ütü bulurum. Voltran olsam götü olurum" heh evet tam da benim durumum... Bu kadar iç döküşün akabinde buyurun okuduğum kitaplara bakalım :) ( Evet hala gülümseyebiliyorum sanırım bir çeşit duyarsızlık ya da umuda inanç. Ben 2.yi seçiyorum siz de öyle yapın iyi geliyor :) 



21 Temmuz 2017 Cuma

HAZİRAN AYI OKUMA LİSTEM

Mayıs-Haziran pek de iç açıcı geçmedi benim adıma. Halihazırda da okuma açısından iç açıcı değil temmuzda henüz tek bir kitap okuyabildim. 


Haziran ayında ise 6 kitap okumuşum onlardan kısa kısa bahsedeyim.



Yalnızlıklar/Hasan Ali TOPTAŞ: Toptaş artık benim için bambaşka yeri olan kalemlerden biri. Hayatınıza giren herkesin bir görevi var diye düşünüyorum. Geçen 2 yılda en güzel sürprizleri bana yapan can Kitap Sevinci bana yollamıştı Kuşlar Yasına Gider'i... Adeta kaderimi yollamış gibi... Bu ay da Yalnızlıklar'la devam ettim Toptaş okumaya. Kitabın türünü tarif edemiyorum ne tam şiir diyebiliyorum ne de değil. Çok çok ama çok güzel bir kitap Yalnızlıklar. Hele babalarla ilgili kısmı beni can evimden vurdu diyebilirim. Hala Toptaş'la tanışmadıysanız şiddetle tavsiyemdir. Mesela Yalnızlıklar'la başlayın. Everest Yayınları'ndan çıkan kitap 115 sayfa . 

14 Temmuz 2017 Cuma

HANZO ADRIANA VE SAYGIDEĞER LEYDİLERİMİZ

Aslında bambaşka bir yazı yayınlamayı düşünürken bu yazı çıktı gördüğüm bir iki paylaşımın ardından. Bir iki saptama attırıp kaçacağım. Yani sivri dilimi tutmak istedim de olmuyor, olamıyor... Az biraz normalden daha sivrilmiş olabilir bir ön uyarı yapayım :)

3 Temmuz 2017 Pazartesi

KİTAP ALIŞVERİŞİM


Son dönemde yaptığım kitap alışverişlerinin hiçbirini yazamadım. Hazır 3 gün boşluk bulunca yazmak istedim. Birçoğunun kampanya süresi geçmiş olsa da siteler sık sık kampanya yaptıkları için bence bakarsanız muhakkak denk gelirsiniz eş değer kampanyaya ya da aynı kampanyalara. 


18 Haziran 2017 Pazar

SOSYAL MEDYANIN BABALAR GÜNÜ ŞOVMENLERİ

Normalde anneler günü, babalar günü, doğum günü gibi kavramların benim adıma bir anlam ifade etmediğini söyleyerek başlayayım. Bugün bir farkı vardı sanırım taze acımın da getirdiği prosedür gereği az daha hassas az daha kırılgan ve benim örneğimde az daha sinirli olabiliyor insan. Bugün epey temizlik yaptım birilerini silmek hiç bu kadar keyif vermemişti yalan yok.

Gündem olan şeylerin paylaşılması beni hiç rahatsız etmiyor örneğin bir kaza, toplu ölüm ya da herhangi bir ulusal başarı olduğu zaman paylaşım yapılması neyse babalar günü paylaşımları da bence o kadar normal.  Amaaaaaaaaaaa. Aması var işte.

Bu tip günlerde 2 çeşit insanın paylaşımının altına yorum yapmaktan kendimi alamıyorum. Bence bu iki gruba herkesin ortak bir antipatisi mevcut. İlk grup olan Ponçikleri dün sevgili Fırat şahane bir cümleyle özetlemiş onları "bazen ortamlarda gömdüğünüz. Onun önünde yapamayacağınız şeyi arkasından yapabildiğiniz babişinizin günü için paylaşım yapmaya başladınız mı?"*** diyerek gözlerinden öpmüş. 


Evet başladılar. Normalde bir bitkinin saksısıyla iletişimi kadar baba-evlat iletişimi olmayan evlatlar "babiş"lerini ciğerlerine sararak kutladılar bugünü! And The Oscar Goes To Hayırsız Evlat! Bir ara hatırlatın "mutlu anlar" oyunculuğunuza Oscar heykelciği yaptırayım Ponçiğin 50 Tonu filminize...