18 Haziran 2017 Pazar

SOSYAL MEDYANIN BABALAR GÜNÜ ŞOVMENLERİ

Normalde anneler günü, babalar günü, doğum günü gibi kavramların benim adıma bir anlam ifade etmediğini söyleyerek başlayayım. Bugün bir farkı vardı sanırım taze acımın da getirdiği prosedür gereği az daha hassas az daha kırılgan ve benim örneğimde az daha sinirli olabiliyor insan. Bugün epey temizlik yaptım birilerini silmek hiç bu kadar keyif vermemişti yalan yok.

Gündem olan şeylerin paylaşılması beni hiç rahatsız etmiyor örneğin bir kaza, toplu ölüm ya da herhangi bir ulusal başarı olduğu zaman paylaşım yapılması neyse babalar günü paylaşımları da bence o kadar normal.  Amaaaaaaaaaaa. Aması var işte.

Bu tip günlerde 2 çeşit insanın paylaşımının altına yorum yapmaktan kendimi alamıyorum. Bence bu iki gruba herkesin ortak bir antipatisi mevcut. İlk grup olan Ponçikleri dün sevgili Fırat şahane bir cümleyle özetlemiş onları "bazen ortamlarda gömdüğünüz. Onun önünde yapamayacağınız şeyi arkasından yapabildiğiniz babişinizin günü için paylaşım yapmaya başladınız mı?"*** diyerek gözlerinden öpmüş. 


Evet başladılar. Normalde bir bitkinin saksısıyla iletişimi kadar baba-evlat iletişimi olmayan evlatlar "babiş"lerini ciğerlerine sararak kutladılar bugünü! And The Oscar Goes To Hayırsız Evlat! Bir ara hatırlatın "mutlu anlar" oyunculuğunuza Oscar heykelciği yaptırayım Ponçiğin 50 Tonu filminize...




12 Haziran 2017 Pazartesi

NİSAN-MAYIS AYLARI OKUMA LİSTELERİ


Geçen ay bu yazıyı yazamadığım için bugün iki ayın kitaplarını birlikte yazıyorum. Zaten toplamda normal bir zamanda okuyabildiğim kitapların sayısı kadar olduğu için sıkmadan okunur diye düşünüyorum. 


Önce benim adıma inanılmaz anlamlı iki kitabı tesadüfen bana hem de adıma imzalatıp yollayan canımın için dostuma çok teşekkür etmek istiyorum. O kendini bildiği için ismini yazmıyorum zaten yazmamak konusunda da anlaşmıştık yoksa dağa taşa ismini yazasım var bana bu kadar güzel iki kitabı armağan ettiği için. 

5 Haziran 2017 Pazartesi

RAMAZANDA BAŞKA SOFRALARA DESTEK VERMEK İSTER MİSİNİZ?


Bu yazıyı çok geç yayınlıyorum. Bilen sebebini bilir tekrar yazmayacağım yavaş yavaş yeniden adapte olmaya çalışıyorum hayata.   Neyse ki henüz 20 gün daha var ramazanın bitmesine o yüzden de şimdi bir iki kişiye bile ulaşsa bu yazı yine kardır diye düşünüyorum :) 

Ramazanları paylaşımı ve empatiyi geliştirdiği için çok seviyorum. Blogumda daha önce bahsettiğim bazı oluşumların ihtiyaç listelerini yazacağım bugün size. Ne kadar destek olabilirsek o kadar destek olabilelim. Önceliği Mahmut Hocamın kurduğu Aşhane'ye vermek istedim.

2 Haziran 2017 Cuma

DÜRTME İÇİMDEKİ NARI...

"Dürtme içimdeki narı, üstümde beyaz gömlek var" 

Birhan Keskin

DÜRTME BENİ AŞK!

Şairin dediği gibi dürtme içimdeki narı gömleğim beyaz, yaram taze, acım çok keskin.  Her yanı kırık bir kalpten yeni çıkmışım patchwork kalbimde yeni bir desene daha gerek yok... Gülümseme bana. Hiç yaşamadığın bir acıyı, benim acımı taaa kalbinin derinliklerinden gelen bir hüzünle, gerçekten hissederek "çok üzüldüm" diye karşılama... En yakınlarımın sorumluluklarını sen yüklenme. Alıştırma beni şefkatine.. "Şöyle yaparız böyle olur" demek yerine "şunları şunları yap bunlar bunlar olmalı" de.. Hep tektim ben birinin varlığına zaten alışkın değilim yine tek yürüyeyim ziyanı yok...




25 Mayıs 2017 Perşembe

Aradığınız Trajediye Şu An Ulaşılamıyor. Lütfen Daha Sonra Tekrar Deneyiniz!


Bir trajedinin ardından muhatabına sorulan "nasılsın" sorusundan tatmin olmayan insanların yüzleri ne ilginç bir hal alıyor. Sanki kağıt kesiği yemiş gibi oluyorlar istediğini duyamayınca...



Yahu kalkmış "nasılsın" diyor. Ben de diyorum ki, "daha iyi olacağım" bana diyor ki "yaaaa alışıyorsun yani ben seni daha kötü bekliyordum"???? Ben daha bu kadar ahlaksız soru duymadım! 


22 Mayıs 2017 Pazartesi

Babama: 22.05.2017

Arayan soran oluyor hala "nasılsın?" "yeni duydum aklımdasın duyduğumdan beri" diyorlar. Nasıl mutlu oluyorum nasıl kuvvetleniyorum anlatamam. Daha iyiyim ve daha iyi olacağım. Bu yazıyı biraz da bunu söylemek için yazdım. Bir de minik teşekkür etmek istedim beni destekleriyle mutlu eden yüzyüze hiç görüşmediğim ama kalben hep yanıbaşımda olan blogger arkadaşlarıma.

Sevgili Kitapsevinci, Nahide Zereyak  ve tabii ki Zülal  çok çok çok teşekkür ederim. Sesinizi duymak nasıl mutlu etti. Var olun.

Bugün bir iki güzel haber aldım, bir iki yazı fikri geldi aklıma. Zülal'im aradı bir dost sesi duydum. Bugün iyi hissettiren bir gündü evet.

20 Mayıs 2017 Cumartesi

Babama: 20.05.2017

Dün gece Zeki, Sadri, Filiz vardı yanımda beni kucaklayıp çocukluğuma götürdüler resmen baba. Siyah beyaz bir film , fonda Zeki Müren şarkıları tek eksiğim koltuktaki sen...  Zeki Müren dedi ki Filiz Akın'a "ellerinden ellerim ayrılmasın Azize'm" filmin sonunda kötü kalpli babasına rağmen evlendiler. Güzel de olsa  adı "son" ya ben yine dayanamayıp ağladım...





Dün gece yatmadan önce kendimi dirseklerimi kremlerken buldum... "N'apıyosun be sen" dedim Yaz geliyor ya kararmış dirseklerimi yumuşatıyormuşum. Kim görecektiyse dirseklerimi? Ne garip değil mi? Bazen de kendimi bir şeye gülerken buluyorum. Sonra suçlu hissediyorum güldüm diye ve kendime "Dilekcim bu dengesiz bir süreç lütfen suçlu hissetme sonra bir de onun yüküyle ağırlaştırma bedenini" diyorum. Şu ara kendime Dilekcim diyorum hani kalbim kırık ya iyi geliyor böyle canımlı cicimli...

Dün evi süpürüyordum ayakkabılığın önüne geldim bir baktım terliklerin... Birden yaşlar boşandı gözümden. En kötü tarafı da beni teselli edebilecek tek insan sendin... Ablamı uğurladığımızda yaptığın gibi işte...

Ben galiba dayanamayacağım. Yani öyle şey olur mu ya?  Babası ölür mü insanın?! Baba dediğin suratını asıp üzer en fazla.